Ana içeriğe atla

Merhaba;



Merhaba,
Uzun zamandır planladığım bir şeydi; blog yazmak.
Şimdi bloğumu açmış ve bu merhaba yazısını yazıyor olmak mutlu ediyor beni.

Ben Ceyda,
Kendimi bildim bileli çevremde kitap okuyan insanlar gördüm.
Annem babam..Anneannem dedem teyzelerim.
Çocukken Anneannemin evinde geçiyordu çoğu zamanım, (gerçi hala öyle) çok kalabalık bir ev ve çok fazla teyzem var.
Televizyon olmayan o evde herkes eline kitabını alır bir köşeye çekilerek okurdu. Okuma yazma öğrenmeden gördüğüm manzara da sürekli buydu. Ben de onları gördükçe bir an önce okumayı öğrenmek istiyordum. O kitaplıklardaki kitaplardan birini alarak onların arasına katılıp okuyabilmek için sabırsızlanıyordum.
Zaten kısa süre içinde de okumayı çözdüm.
Arkadaşlarım hece kitaplarını okurken ben ilk kitabım olan Gülten Dayıoğlu / Sunanın Serçeleri kitabını okuyordum.
Çünkü benim okumaya ilk hangi kitapla başlayacağım, sonrasında hangi kitabı okuyacağım, hatta yaş gruplarıma kadar tek tek hangi kitapları okuyacağım hep belliydi; üzerime titreyen teyzelerim tarafından.
1. sınıfın ortasında Ökkeş Serisini okurken gülmelerim okul binasına yayılırmış, öyle söylerdi hep öğretmenim anneme.

Her tür kitabı okurum ama gerilim okumaktan daha çok keyif alırım.
En küçük teyzem, ilk Agatha Christie kitabını 12 yaşında okumuş. O yüzden beni de tam 12 yaşımda, tanıştırmış oldu Agatha Christie ile. Kendisinin ilk okuduğu Agatha Christie kitabı olan 16:50 Treni ile.
Severek okuduğum yazarlar arasındadır.

Kitap okumayı seviyorum, ilk okumayı öğrendiğim günden beri elime geçen her kitabı okudum, hala okuyorum.
Kendi kitaplığımı oluşturmak adına satın aldığım kitaplar dışında, çoğu kitabı da Şehir Kütüphanemizden alıp okuyorum. O kütüphane kartım da  ilk okumayı öğrendiğim gün çıkarıldı bana ve hala her sene yenileyerek kütüphaneden kitap almaya devam ederim. Onun tadını alan bilir, büyük keyiftir kütüphaneden kitap ödünç almak ve bitirip teslim etmek.

Blog alemine yabancı değilim, dışarıdan takip ettiğim bir çok blog vardı.
Onları okurken, kendim de bir sayfa açıp  okuduğum kitapları izlediğim filmleri burada kaydetmeye karar verdim. Zaman geçince üzerinden dönüp hangi kitabı hangi duygularla okumuş yorumlamışım görmek güzel olacaktır diye düşünüyorum.
Tabii bunun yanında kitap bloglarını da daha kolay bir şekilde takip edebilmiş olacağım.









Yorumlar

  1. Aileniz en doğru olanı yapmış, sizi kitaplarla tanıştırarak. İyi okumalar ..

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldin! Seni tanıdığıma çok sevindim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldum! Teşekkür ederim, seni tanımak da çok güzel.💛

      Sil
  3. heeeey aramıza hoşgeldin gelcem yineeeee :)

    YanıtlaSil
  4. baaak, burda bütün kitap blogları. sen de linkini ekle. hem o listeden de bütün kitap bloglarına da gidebilirsin kiii ::)

    https://kitaplarinsenfonisi.blogspot.com/2018/03/blogger-direnisi-guncel-kalabilen-kitap.html

    YanıtlaSil
  5. Merhaba:) Ben de yeniyim buralarda. Başarılar dilerim^^

    YanıtlaSil
  6. heeey kitap okumaya başlama hikayen çok tatlı yaa. gülten dayıoğlu, ökkeşde gülmen, teyzelerin. bunları sonra yine anlat ama yaaaa başka şeyler aklına gelirseeee. oleey kitaplar filmler. şirin ki bloguuun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa çok tatlısın çok sağ ol. Anlatırım yine ara ara inşallah:)

      Sil
  7. Merhaba :)
    Okuyan bir ailen olması ne güzelmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba:) Bence de çok güzel bir şey, kendimi bu konuda şanslı hissediyorum.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağaç Ev Sohbetleri 26

Merhaba, bugün çok severek takip ettiğim bir seriyle geldim. Her hafta yazılan birkaç yazıyı okumaya çalışıyorum ve ben de yazayım bir şeyler diyorum. Ama her zaman hakkında yazmak istediğim konular olmuyor. Yazmak istediklerimi de yazmak nasip olmadı. Ama bu haftanın konusu çok güzel. Sevgili Deep bulmuş, çok güzel bulmuş. Konumuz:  “Sıradan olmak, farklı olmak. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sıradan olmak gibi bir korkunuz var mı?” Günümüzde genel olarak bakıldığında insanlar fazlasıyla sıradan bence. Herkes tek tip. Bu monotonluktan sıyrılmak için illa ki farklı bir şeyler yapmak gerekiyor. Sıradan olmak gibi bir korkum yok. Zaten insanlar, içlerine bakıldığında, sıradan değil bence. Herkesin farklı bir düşünce dünyası var, farklı ilgi alanları,yetenekleri var. Herkes aslında sevdiği ve yeteneği olduğu şeyi yapsa herkes birbirinden farklı olurdu. Ama işte artık önemli olan para. Sıradan olmak da güzel, farklı olmak da. Ben hangisine giriyorum pek bilmiyorum aslında. İkis...

Ağaç Ev Sohbetleri - 58

Merhabalaar! Bu haftanın ağaç ev sohbetleriyle geldim yine. Konusu çok hoşuma gitti, hemen  yazayım dedim. Zaten sevdiğim havalarla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyordum, güzel denk geldi. Sevgili Andromeda bulmuş konuyu. Teşekkür edelim ona da bu güzel konu için:) "Hangi mevsimin insanısınız, neden?" Tüm mevsimler çok güzel elbet. İyi ki hepsini yaşayabilen bir ülkedeyiz. Hepsini tadabilmek çok büyük zevk. Yaz olmadan kış, kış olmadan yaz anlaşılmazdı yoksa. Soğuk havalara aşığım. Isınmak serinlemekten daha kolay geliyor bana, üşüdüğümde sırtıma bir hırka alıp sorunu çözebiliyorum ama bir sıcak bastı mı vay halime. Yazı pek sevemiyorum o yüzden. Doya doya dondurma yiyebilme kısmı var ama orası çok güzel. Bir de piknik sezonu açılıyor, pikniğe de bayılırım. İlkbahar da güzel bu arada. Çiçekler, ağaçlar, hayvanlar uyanıyor hep beraber. Yaşam yeniden yüklenmiş gibi olmuyor mu ama? Her yer yeşil yeşil, mis gibi hava, ohhh. Sonbaharı biraz daha fazla severim. Hem yeni bir okul/iş...

Değişimin İlk Günü

Yeni bir hafta başlangıcı, yeni alışkanlıklar kazanmaya başlamak için harika bir zaman. Benim kazanmak istediğim yeni alışkanlık erken kalkmak. Uykuyu çok seven biri olarak bu benim için çok zorlayıcı bir şey. Gece bir şeyler yapmayı çok seviyorum, sabah uykularını da aynı şekilde. Zaten gece geç yatınca uyanmam öğle saatlerini buluyor. Fakat okul dışında erken kalkmayı başardığım birkaç nadir günde çok mutlu hissettiğimi fark ettim hep. 9'da kalktığımda -ki bu benim için çok erken bir saat- 12'ye kadar çok fazla iş hallediyorum. O üç saatlik zaman dilimi sanki apayrı bir gün gibi. Öğle ezanına kadar ne yapabilirsem en verimli şeyler onlar oluyor, öğleden sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Bugün ise sabah namazına kalktım, yaklaşık 6.20 gibi, ve sonrasında bir daha uyumadım. Namaz, ayılma ve birkaç küçük şeyden sonra 7 gibi günümü başlattım.  Derslerim 9'da başlıyor, yani iki saatim vardı. Önce bir süredir ilgilenemediğim İspanyolca'yla ilgilendim. Birkaç alıştırma yapt...